Harikayım: İyileşme Yolunda Kişisel Deneyimlerim

Şekersiz 21 yazısında spoiler’ını verdiğim meditasyon konusuna hiç arayı açmadan değinmek istiyorum. Özellikle meditasyon denildiğinde “yaaa hee heee” diyenlerin bana bir kulak vermelerini çok isterim.

Kendisini spiritüel olarak tanımlayan insanlardan olduğum söylenemez. Eskiden çok keyif aldığım o fallara ve astrolojiye inanmayı bırakalı epey bir süre oldu. Yine de işimden ötürü elbette bu konularda araştırmalar yapıyor ve bir şeyler derliyorum. Haliyle pek uzak kalamadığım alanlar. Meditasyonsa bu diğer ikisine nazaran bana hep uç gelmiştir. Hikayelerini anlatan kimseye inanmamışımdır.

Demek ki meditasyonla tanışmam için kendi dibimi görmem gerekiyormuş. Sanırım hayatınıza bir şeyler gerçekten sizin ona en ihtiyacınız olan noktada geliyor. Benim sürecim şöyle gelişti: Pandemi sürecinde belki hastalık hastasıyımdır belki de birçok kişi kadar güçlü değilimdir bilinmez, oldukça etkilendim. Sıfırlanan sosyal hayat asla benlik bir şey değildi. Dört yaşından itibaren tanımadığı insanlara laf ata ata arkadaşlıklar kuran, grupların insanı ben artık sadece evdeydim. Çünkü muazzam korkuyordum.

Öyle ki evdeyken bile sürekli olarak kendimi hasta hisseder oldum. Özellikle göğüs kafesimdeki sonsuz ağrı nedeniyle artık en sonunda “bende virüs falan değil daha ciddi bir hastalık var, ciğer kalp ne varsa baktırayım” dediğim noktada bir öneriyle meditasyona başlamış oldum. Peki neler yapıyorum? Bu süreçte nasıl iyileştim? Başlık başlık değineceğim.

Twitter hesabına hoşçakal

İlk adımı bununla attım. Sanırım üç aydır Twitter kullanmıyorum. Tüm gergin cümlelerden, her cinsiyete ve her canlıya karşı nefret söylemlerinden, başkalarının minicik bir konuda güldüklerine ya da düşündüklerine kadar çamur atılabilme egosunun hakim olduğu o ortamdan uzaklaşmak benim için verilebilecek en doğru karardı. Baktım ki artık her ay timeline’a düşen aynı esprilerle Twitter beni artık güldürmüyor, aksine yobaz ve kaba düşüncelere sahip insanlar yüzünden sinir harbi yaşıyorum kapattım gitti. Tam anlamıyla toksik bir ilişkiyi sonlandırmak gibiydi. Ah inanın bunu çok iyi bilirim.

Ayşe Tolga meditasyon serisi

Evet büyük fiziki bir hastalığım yoktu ancak kendini yok yere kötü hissetmek, geceleri kalp çarpıntılarından uyuyamamak, bedenini dinledikçe mutsuzlaşmak, vücudunda özellikle en yoğun akciğerlerde hissettiğin gezen ağrıların olması da hiç hayra alamet değildi. Bu nedenle artık iyi hissettiğim için kulağa dramatik gelse de “iyileşmek” diyorum bu sürece.

Gelelim meditasyona: Ayşe Tolga’nın Youtube kanalındaki meditasyon serisini yapıyorum. 1. Seviye Çalışma -Bolluk ve Bereket Enerjisi ile başladım. Sizi temin ederim ki beklentim sıfırdı. İnanmak benim için önemli değildi anlayacağınız. Sadece denemek ve biraz kendimi dinlemek istedim. Her gün aynı saatlerde 21 gün boyunca yaptığınız bu meditasyonda ilk günlerde odak sorunları yaşadım. Sıkıldım, dakikalar hatta saniyeler saydım bitsin diye. Gelin görün ki 8. günden sonra bir anda bendeki bir yokluğu fark ettim: Göğsümdeki sancılar aslında birkaç gündür yoktu. Bu yazıyı yazarken ilk seviyeyi tamamlamış, ikinci seviyeye devam ettiğim bir ilerleyişteyim ve arkadaşlar… GERÇEKTEN ÇOK İYİYİM!

İnanın ya da inanmayın. Sadece sabırla sürdürün. Zaten size meditasyonda mucizeler vaat edilmiyor. Bunu yapınca ne “en zenginler” listesinde hemen adınız belirecek ne de beyaz atlı prensiniz kapı önüne park edecek. Bu kendinizle kaldığınız, bu kalışta birkaç cümleyle yönlendirildiğiniz, düzenli nefesler alıp sakinleştiğiniz bir 20 dakika sadece. “20 dakikayı sosyal medyada stalk’a ayıracağıma buna ayırırım daha iyi” dedim ve şuan gerçekten harikayım. Değişimi gözlerimle görebilmekse bu yazıyı gönül rahatlığıyla yazmamı ve size önerebilmemi sağlayan şey oldu.

Doğal yağlar ve kristallerle enerjiye destek

Renklere, estetiğe, kokulara aşık bir insan olarak enerjimdeki tamamlanışı doğal yağlar ve kristallerle destekleyerek meditasyon sürecimi daha etkili kılmak istedim. Hemen araştırmalara giriştim. Çakralara dair yazılar okudum. Hangi çakraya hangi doğal yağ, kristal iyi gelir bir bakındım. Siparişlerimi verdim. Meditasyon öncesi, çay ağacı yağı ile kalp çakrama, lavanta yağı ile boğaz çakrama masaj yapıyorum. Ardından ametist taşımı ve pembe kuvarsımı yanıma alarak meditasyona başlıyorum. Lavanta yağının uyku kalitesini artırdığı bir gerçek. Bunun için sadece yastığınıza da damlatabilirsiniz.

Podcast: Yoldayız Geliyor Musun?

Podcast seven biri değilim. Tüm bu meditasyon sürecinde bir de Ece Targıt ve Tulu Erden‘in Yoldayız Geliyor Musun? podcast’ine şans verdim. Kendimi ikisi arasında geçen keyifli diyaloglarda “ben de bunu hep diyorum işte, dimii, abi evet çok haklı” derken buldum. Bir baktım defterime notlar falan alıyorum. Kristal, çakra, meditasyon konu başlıklı podcast kayıtlarıysa ekstra yol katetmemi sağladı. Kayıtlar sayesinde Ece’nin kurduğu Flov Studio’nun aslında online kullanıma da açık olduğunu öğrenmiş oldum. Kasım ayında da böylece online yogaya başlayacağım.

Hafta sonu gittiğim bir tatilde bir anda sohbet Ayşe Tolga meditasyonlarına geldi, o öneriyle başlayıp tekrar taşlara, yağlara sarıldım. Oradan araştırırken podcast’e düştüm ve oradan yönlenerek yogaya başlıyorum. Ben konuyu saldım; evren beni adeta konserde hayranları tarafından sahneye taşınan rockstar gibi huzura taşıyor. Direnip reddetmeye ise hiç niyetim yok. Sahne benim!

“Harikayım: İyileşme Yolunda Kişisel Deneyimlerim” üzerine 2 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.