HAKKIMDA

Daha önce dikiş tutturamadığım blog denemelerim oldu. Çünkü ya süreklilik sağlayamadım ya da daha çocuk aklımla yazdığım her şeye dönüp sonradan baktığımda kurduğum her cümlenin çok beylik olduğunu, boyunu çok aştığını fark ettim. Bu sefer konulara dibe dalıp rahatlıkla kum çıkarabileceğim derinlik kadar değineceğim, söz. Burada olduğunuz için teşekkür ederim. 

“Birine Anlatırsam Olmaz” Laneti

Birine bahsedersem gerçekleşmez” döngüsünü bilir misiniz? Bunu tek yaşayanın ben olmadığıma dair bir iç rahatlamasına ihtiyacım var. Çünkü ben bununla lanetlendiğime neredeyse eminim. Üstelik sanırım bu laneti çevremdekilere de yayıyorum.

Okumaya devam et →

Gülseren Budayıcıoğlu Dizilerinin Ele Geçirdiği Televizyonlar

Gülseren Budayıcıoğlu ismini son yıllarda sıkça duyar olduk. Kendisi aslında psikiyatr bir bilim insanı olsa da, Türk insanının çoğunun onu senarist sandığına eminim. Çünkü kendisi bu şekilde tanınmayı tercih etti.

Dramatik bir erkek sesinin fragmanda “Gerçek bir hayat hikayesinden alınmıştır” dediğini duyuyorsanız, bir Gülseren Budayıcıoğlu kitabı daha diziye uyarlanıyor demektir. Masumlar Apartmanı, Kırmızı Oda, Doğduğun Ev Kaderindir, Camdaki Kız… Sanırım şimdilik bu kadarlar. Öncelikle bu dizilerin hiçbirini izlemediğimi belirtmeliyim, konularını dahi bilmiyorum. Beni bu yazıyı yazmaya iten şey, denk geldiğim fragmanların bile içimi boğum boğum bir hale getirmesi. Çevremde izleyen, en azından bir fikri olan kişilere danışıp, konularını sorduğumda ise izlememekle ne kadar doğru bir karar aldığımı görmüş oldum.

Okumaya devam et →

Kötü Ekonominin Demotive Çalışanları

Ülke ekonomisinin altın çağını yaşamadığı bir gerçek. PMS dönemindeki gibi inişli çıkışlı ruh halleriyle dövizin durumu da ortada. Hal böyle olunca mavi yakalılar da beyaz yakalılar da, işverenler de maddi anlamda müşkül durumda. Borç yiğidin kamçısı mıdır bilinmez, ancak 21. yüzyılın paket programına dahil olduğu kesin. Çalışan borçlu, patron borçlu, herkesin bir yerlere borcu var.

Okumaya devam et →

Prenses Shaming’e Hayır

Şimdi biraz kalıplardan ve bunları yıkmaktan bahsedeceğiz. Geçtiğimiz günlerde Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamaya çalıştık. Çalıştık çünkü bizim coğrafyamızda bunu doyasıya kutlamak pek de mümkün olmuyor. Kadınlar günü öncesinde eril zihniyet gündemimizdeydi malum. Zihinsel, duygusal dünyalarında güçsüz ve sevgisiz erkeklerin şiddet eğilimlerinden yıldık tükendik; bu apayrı bir konu ve ben bunun için kurulabilecek cümleleri psikiyatrlara, sosyologlara ve antropologlara bırakmayı yeğliyorum.

Okumaya devam et →

Birine Ne İstediğinizi Nasıl Belli Ediyorsunuz?

Bir dizi izledim. İlgimi çeken kısacık bir diyalog oldu. Asosyal bir şekilde kendi fanusunda büyümüş bir genç kız sosyal hayata atılıp başkalarıyla ilişkiler kurmaya başlıyor. Ve günün birinde şu soruyu yöneltiyor: “Birine ne istediğinizi nasıl söylüyorsunuz?

Diğer karakterimizden şu cevap geliyor: “Üstü kapalı ipuçları bırakarak ve yanıldıkları zaman sesli bir şekilde iç çekerek.

Okumaya devam et →

Merhaba Garantici!

Herkesin böyle kendiyle baş başa kaldığı ve saçma anlardan saçma sapan fikirler yarattığı zamanlar vardır. Ben bunu hep su ile yaşarım. Ya bir suya bakıyor olurum, işte deniz kenarı gibi düşünelim. Ya da duş falan alıyorumdur.

Dün duşa girerken yine bir teftiş yaptım. Duş jelleri vs. dolu mu, yoksa yedeklere düşüp banyo dolabından almam gerekiyor mu diye. Baktım şampuan azalmış, bu bana yetmez dedim koydum duş kabinine yeni şişeyi.

Ama yetti. Kendi kendime “ne garanticisin” diye düşündüm. Hay düşünmez olaydım. Konu kendi kendimle konuşurken şampuandan taaa nerelere gitti. İşte o gittiği yeri yazmak istedim.

Okumaya devam et →

Az Bilinen Son Dizi Keşiflerim!

En sevdiğim içerikle sizlerleyim! Yeni diziler izlemeye bayılıyorum. Kadrosu, senaristi, yönetmeni ya da konusu ilgimi çeken her yeni dizinin ilk bölümünü bir izler şans veririm. Bu dizilerden 2020 yapımı mis gibi son model ve çoook keyifli olanları sizlerle paylaşıyorum.

İşte son dönemde izlediğim, üstelik az bilinen fişşek gibi diziler!

Okumaya devam et →