Herkesin İzlemesi Gereken Diziler

Bana kalırsa belli bir yaşa ve olgunluk düzeyine gelmiş hemen her insanın izlemesi gereken bazı diziler var. Bu dizileri sık sık çevremdekilere de öneririm. Bana derler ki “nasıl bir dizi” cevabım hep aynıdır: Çok naif.

Naif ne demek peki? Asla anlatamadığım bir kelime. İyi niyet, masumiyet, kalbe dokunuş, tatlılık. Sanırım tüm bunlar eşittir naiflik.

Şimdi dizilere değineceğim ancak bende şöyle bir sorun vardır. Aydınlatıcı bir şekilde kitap, dizi, film konusu söyleyemem. Ya hiçbir şey anlamaz karşımdaki ya da direkt spoiler olabilecek bir şey söylerim. Hayır yani 4 sezonluk dizide bazı gelişmelerin ilk bölümde de yer alıp almadığını ben nasıl hatırlayıp düzgün bir konu tanımı yapabilirim ki? O yüzden bana konu sorulunca şey derim: Iıııı Google’dan baksan?

Kısaca değineceğim dizilerin konusuna değil de beni çeken yanlarına değineceğim o yüzden. Spoiler olabilir.

The Big C: 2010-2013 yapımı biraz eski bir yapımla başlayacağım. Kanser olduğunu öğrenen bir kadının ailesiyle, arkadaşlarıyla olan ilişkilerini anlatıyor dizi. Üzerinden çook uzun zaman geçtiği için diziye dair çoğu detayı hatırlamıyorum. Ama unutmadığım bir şey var ki o da bana hissettirdikleri. -Sanırım bu kadar derin bir konuda izlediğim ilk diziydi. Yeri gerçekten bambaşka. Bonusu da Laura Linney oyunculuğu izlemek. E daha ne olsun?

This is Us: Adeta insanlık dersi veren bir dizi. Ebevenylik, kardeşlik, dostluk, aşk, eş olmak, sevmek- sevilmek, özveride bulunmak, sabretmek ve daha pek çok hayatımızın tam da parçası olan detaylara öyle güzel bir şekilde değiniliyor ki. Tanıdığım en soğukkanlı insanlar bile diziyi birkaç damla gözyaşıyla izliyorlar. Gözyaşı dediysem sakın üzüleceğinizi sanmayın. Evet bazı noktalar her dizide olduğu kadar üzebiliyor ancak bu dizide ağladığınız anlar onlar olmuyor. “Yok artık böyle de iyilik olmaz” diye ağlıyorsunuz. Bir yerlerde böyle insanların var olma ihtimaline ağlıyorsunuz hatta bazen öyle bir insan olamadığınız için ağlıyorsunuz. Gerçekten insana bambaşka hisler yaşatıyor.

Anne with an A: İlerleyen yaşlarından dolayı çiftlik işlerinde zorlanan ve kendilerine yardımı olması için bir erkek çocuk evlat edinen ağabey- kardeş, karşılarında genç kız Anne’i bulunca durum hayli karışır. Çünkü Anne pek çok kız çocuğuna da benzemez. İlk etapta diziye alışmanız zor dahi olabilir çünkü Anne gerçekten bir şair gibi konuşuyor. Ama genç oyuncu öyle içselleştirmiş ki rolü, öyle harika yaşamış ki çabucak ısınıveriyorsunuz. İzlerken o umut dolu, romantik, genellikle her şeyden mutluluk çıkaran genç kızda kendi ergenliğinize dair bir şeyler yakalıyorsunuz. Dizinin ırkçılığa ve cinsiyetçiliğe yönelik dokunduğu noktalar da gerçekten muhteşem.

After Life: Çok sevdiği eşini kaybeden kaba bir adamla karşı karşıyayız. Artık onu hayata bağlayan tek şey köpeği ve eşinin ona bıraktığı videolar. Ricky Gervais sanki kendisini oynuyor gibi hissettiriyor bana. Döktüğü gözyaşları, kalp kırıklığı, yalnızlığı, çaresizliği o denli gerçek ki. Sanırım önerilerim arasında en üzücü yapım bu. Moraliniz bozuksa gerçekten izlemeyin. Ama hayatınızın bir dönemi kesinlikle izleyin.

Modern Love: İlk sezonu 8 bölümden oluşan dizi her bölüm aşka bambaşka bir noktadan bakıyor. İlk iki bölüm özellikle beni çok etkilemişti. Bölümlerin oyuncu kadroları deseniz şahane. Anne Hathaway bölümü çoğu kişinin favorilerinden. Aşka dair bir şeyler izlemeyi seven, iflah olmaz bir romantikseniz (ki sizi çok iyi anlıyorum) bu çerezlik diziye gerçekten bayılacaksınız.

Ben henüz izlemedim ancak aynı etkiyi yarattıklarını duyduğum Kidding ve The Kominsky Method’u da aklımızın bir köşesine yazalım derim.

“Herkesin İzlemesi Gereken Diziler” üzerine bir yorum

  1. Dizi önerileriniz muhteşem😍 Aralarında izlediğim ve favorim olan Anne with an A gerçekten dediğiniz gibi cok naif bir dizi🌸 izlemediğim iki tavsiyenizi de izleyeceğim, teşekkürler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.